Cumartesi, Aralık 03, 2011
lady gaga'nın kısa filmi
neymiş efendim bu görkemli kaybedenler havalarından sıkılmış insanlar.. Oyunculuğunu beğendim, konuşma sesi de ne güzelmiş. kısa filmi de kendisi yönetmiş, ve dans sınıfı sahnesinde o topuklu ayakkabıları ve hafif büyük poposuyla ne de güzel dansediyor. kuvetteki çıplak çıldırma sahnelerini beğendim.. ilginç bi bilgi farmville'de puan kazanınca mı ne bu şarkı çalıyomuş ve bi de yayıncı kuruluş kesmeden yayınlıcaksanız yayınlayın ulan demiş, kasedi bırakmış gitmiş..
Çarşamba, Kasım 30, 2011
fotogramik
51.bölge'yi gezmeye gelen balayındaki çift gördükleri ufolar, uzaylılar karşısında şaşkın.. Çenesini gömleğiyle kapayan şahıstan halen haber alınamamış. Hanım kızımızda iş var.
Yüzünü kapayan Bertrant Cantat..Bordeaux'lu Noir Desire grubunun solisti. Sevgilisini döverek öldürdüğü için tutuklandığı sırada çekilmiş. Polis de üzülmüş. Cantat'ın o sırada hamile olan karısı mahkemelerde eşini savunmuş ve onun için dua etmiş. Ama 2007'de şartlı tahliyesinden sonra o da intihar etmiş. Bu adamın bu haline hep üzüldüm, hep ağlıyordu mahkemelerde, üzülmesem mi, üzülsem mi ikilemdeyim.
Kırmızı pantelonlu kız: Kalbinden akan çeşmeden ne aksa içerim Eröööl..
popoya olan ilginin sanat tarihi ile harmanı. Louvre'dan sevgiler..
JAne Fonda= Original hipster
mavi ojem olmadığından moda blogu işinde başarılı olamam. Zaten ben bak beğenciyim. Bir ara ancak mavi, mor falan gibi ojeleri sürebilen kızların başarılı birer moda blogger'ı olacağına dair araştırmamı gözler önüne sereceğim. işallah
Oturup kalktığında popoda çikolata bulaşmış olsa da guzel olurdu. Bulaşmayan çikolata oturağını ben napayım ey tasarımcı.
Elbisenin alt kısmı ne olursa olsun artık, kaç yazar..
Bu yıl, içinde olmak istediğim giysilerden. siyah-beyaz, öğrenci-ama diil havaları..
Kate Moss gizemi hala çözülemedi mesela...
Yine beğendiğimiz parçalardan..Gömlek, kemer, siyah kurdela şahane bence. Yok ben moda yorumlayamıyorum, ver şunu mesela Buse Terim'e nelerini yazar
Biraz abartmamışsınız cicişler? Anne durumun farkında gibi , nerden giydirdiler bizi böyle, bu kafamdaki taç ne hay allah kahretsin der gibi. Natalia Vodvoya halinden memnun bir ciciş. bence.
Marleyn küçükken
Dönüp dolaşıp moda fotogramiğine giriyorum, içinde olmak istediğim 3.
yerim o tırnakları.
İşte yine elbise. Güzel demekten başka birşey gelmiyor aklıma. ne kadar sığım, yazık
kalemtraş bence icad edilmiş en güzel şeylerden, kalem olsam da açsa beni. kalemtraş
Pazartesi, Kasım 21, 2011
facebook kaybedenler kulubü volume1
özlü sözler ülkesiyiz. Değişen dünya düzeninde de, insanlar facebook'ta, twitter'da arkadaşına, karısına, sevgilisine, patronuna falan bir mesaj gönderme derdinde. Mesela biriyle iş konusunda tartışıyor, hemen statü güncelliyor. Sevgilisine kızıyor, gizli örtülü afili cümleciklerle kurulu mesajlar. Aç telefonu söyle, böyle böyle ben buna kızdım diye. He bu kadar çabayı, ne yazsam da şöyle otursa kalsa yerinde diyerek beyine harcatılan o dakikaları faydalı birşeye harcasa bu facebook kullanıcıları, Dünya'ya barış bile gelebilir. An itibariyle 773 milyon kişinin takip ettiğini düşünürsek...İşte bu insanların iç dünyasında neler oluyor da böyle oluyor araştırmamızı G.O.B.B.G (Gerizekalı Olmadan Bize Bir Görün) derneği olarak, sizin böyle şeyler yapmıyor oluşunuzu düşünerek sizle paylaşalım dedik. Arkalarından iş çeviriyoruz gibi oluyor ama neyse, bana da bir not yazarlar duvarlarından en çok en az. İşte herkesin kendisinden birşeyler bulabileceği, başucu facebook post'ları;
İnceleme sonucu : Bunu şöyle okumayı deneyelim; '' Gerektiğinde, Gereksiz Gerekmediğinde Girebilir'' Uzun süre düşünülecek bir cümle olarak karşımıza çıkıyor ama düşünmesek daha iyi olabilir. Şimdi bunu yazan, hayatında bir takım gereksiz insanlar olduğuna karar vermiş, tahmin ediyorum ki bu iğrennç cümleye maruz kalan kişi, bunu yazan kişinin istediği bir şeyi yapmamış ve gereksiz statüsüne konulmuş hemen. yazık..Bununla da yetinmemiş, gidip bunu yazanın kankasına hakkında atıp tutmuş, sevgilisine fitne vermiş ki, bunu deneyimleyen mağdur kişi de uyarı mahiyetinde üstü kapalı bir mesaj göndermek istemiş. Daha az duyumcu şüphecilik daha çok empati öneriyoruz kendisine)
İnceleme Sonucu: 7 kişi bunu beğenmiş, yani aynı anda 7 kişi beni üzen üzülsün lan amk bana ne, koy dötüne ...falan gibi serzenişler etmekte. Kaybedenler düşünsün diyerek, kaybedenlerin kendilerinin kaybeden olduğunun bilmemesi ve bu negatif duyguların kendilerine facebook yoluyla iletilme hadisesi halen bir muamma..(daha az bilim paranormal activity daha çok şirinler öneriyoruz bu kullanıcımıza da)
En afillisini sona sakladım, Sözün bittiği yer. Yorumlar da ilginç, kendisiyle çeliştiğini söyleyen arkadaşına cevabı şakadan yapıştırmış, anlayana kankaaa...:
İşte bir diğer başucu facebook post'ları..seç seç yaz, mesajını ver manasında..Bunları da Derneğimizin başmüfettişi olarak görev alan Koordinaryus aynı anda bir zamanlar, Steve Jobs'a çok fena rakip olan ama sonradan aç ve aptal kalmayı tercih eden Efe MicroSystems'in kurucu ortağı A.E.Özkan üstadımız aydınlattı, olaylar zinciri böylelikle çözülmüş oldu..
SEVEN SEVER SEVMEYEN CEKER GİDER;BENİM DÜNYAM HER TÜRLÜ DÖNER...
Yalnız yaşayabileceğine ve kendine yetebileceğine inanan bu kullanıcımızı sözlerinin doğruluğunu teyit etmek üzere inceleme labaratuarımıza davet ettik. 1 hafta boyunca hiç kimseden yardım almadan yaşaması için gereken malzemeleri bırakarak kameralarımızın başına geçtik. Kısa bir süre Gülsüm adında bir bayanın ismini sayıklamaya başlayan kullanıcı, ben karımı özledim, çocuklarımı özledim. 5 gündür makarna menemen yemekten sıkıldım. Tamam o an kafam bozulmuştu öyle yazdım, ciddiye alınacak bir şey değil, çıkartın beni ailemin yanına gideyim şeklinde. Tepki gösterince test süresi dolmadan kendisini sevdiklerinin yanına uğurladık.
İnsanların da yan etkileri vardır;Bazıları başını döndürürken;Bazıları mideni bulandırır...
Eczacılık ve farmakoloji alanından esinlenen bu kullanıcımızı birileri kötü sinirlendirmiş olacak ki apar topar bu özlü sözü profilinde ilan etmek istemiş. Bu sözü beğenen 17 kişi ise muhtemelen “ay valla öyle geçen de birisi tansiyonumu düşürmüştü” “aaa doğru valla, aferin bak ne güzel söylemiş, çarpıntı yapan da var, ben biliyorum” gibi düşünüp hemen beğen işaretine tıklamışlar.
Kimsenin mecburi istikameti değilim...Kimsede benim çıkmaz sokağım değilll...
Tahminen minibüs şoförlüğü mesleğini icra eden bu özgür ruhlu şahıs içinde büyüttüğü bu liberal düşünceleri daha fazla saklayamamış ve facebooktaki tüm arkadaşlarına duyurmak istemiş. Farkına varmadan; aslında kimsenin mecburi istikameti olabilecek kadar derinlikli ilişkileri olmadığını, genelde yüzeysel “ne haber abi” modunda ilişkilere sahip olduğunu vurgulamış. Yazdığı bu cümleden çıkan bu ikincil anlamın farkında mı bilmiyoruz ama, kullanıcıya özgür ama yalnız yaşamında mutluluklar diliyoruz.
Herkes kendine iyi baksın. Bu cümleyi bir spiker çok kullanırdı ama kimdi hatırlamıyorum. Herkese birisine söylemek istediklerimizi facebook'tan twitter'dan söylemediğimiz bir Dünya diliyorum..kartpostallı, mektuplu zarflı, pullu, hatıra defterli günler bizlern olsun efenim.zeki müren kibarcıklığında
Çarşamba, Kasım 16, 2011
little fifteen
She wants a nice surprise
Every once in a while
Little 15
Every once in a while
Little 15
fotograflar var orda burda, heryerde. onları toplamak lazım gelir, tam da bugün böyle bi gün. Hava İstanbul'da henüz öğlen olmasına rağmen oldukça karanlık ve ofis her zamanki bayağı, orta derece ezine peyniri kıvamındaki yöneticilerin kaçım kaçım kaçınmalarıyla devam ediyor. İstediğin kadar koştur ne ala, ne kafa, ne tata..fotograflara geçelim, onlar eğlenceli..
Bu fotografı nasıl çekmişler? Şöyle; California'da kaykay kayan hippi bi çiftin daha 20'lerine gelmeden bir aşk çocukları olmuş. Çocuk olmasına rağmen, hippi partilerinden, özgürlük savaşlarından ve karavanda yaşamaktan vazgeçmeyen bu eğlenceli hippi çift çocuklarına da kıt kaynaklar ile yaşamanın güzelliğini aşılamaya çalışmışlar. Önemli olan nitelik değil, nicelik demişler. Öyle bir gün karavanlarını temizleyip sokakta kaykaylarıyla gezerken, erkek hippi ağzında sigarasıyla konuşmuş:
- bizim kızı koy bakalım kaykaya şöle bi fotograf çekelim
Ya da daha neler, daha neler değil mi ?
Böyle uyuduğum zamanlar oldu, sanki ben trenin içinde gitmiyorum, tren benim üzerimde gidiyor gibi ağır bir uyku.
Charlize hakkını vermiş, siyah beyaz, retro, hüzün, cool havaların.. keşke ben olsaydım bu fotograftaki dediklerimden. Onları ayrıca toparlamak istiyorum. Sonra hepsini kesip kesip kolaj.. sanmaca, kandırmaca
Fazla rastlanmayan bir fotograf. Nadide insan, insanın içini bir parça cız ettiren insan. Başedemediği şeyleri ve çözümünü düşündükçe korkutan da bir nebze..
Özlemek
Ordaydım demenin bir manası kalmıyor bazen, cok adice bir cevabı da var. Artık değilsin. Ama üzülme, yine olabilirsin. Kupanın sevimli ve mutlu gülümsemesi ise bir zamanlar oraya bırakılmaktan mutlu olduğu hissi uyandırdı.
Pazar, Kasım 13, 2011
hareket et, öğren, ye!
ibranicesi move, learn, eat! Rick Mereki, Tim White ve Andrew Lees adlı 3 arkadaş 2 kamerayla 44 günde gezdikleri 11 ülkede bazı videolar çekmişler. Seyahat etmek ne demektir basitçe anlatmışlar, 3 videodan oluşuyor bu nadide eser. sırayla diyorlar ki ;
hareket et : kaldır poponu, sokağından, yaşadığın şehirden biraz uzaklaş değişik yerler gez, keşfet, videodaki avustralyalı arkadaş kadar olmasa da niyetine gir en azından..
öğren : ön yargılarını bi boşver, dünyadaki envai çeşit insan iş çıkışı ne yapıyor, ne yiyor, ne içiyor, nasıl dans ediyor, bayram tatilinde el öpmeye mi gidiyor, nedir bu insanlığın hali öğren diyor.
ye : yemeden olmaz, ne gezersin ne öğrenebilirsin önce boğazını düşün diyor.Bir diğer yandan, dünyada ne tatlar var elinden geldiğince müsrif olmadan ye, iç, tat da diyor olabilir..
Cuma, Eylül 02, 2011
eskiyi severim,seveni de severim neden olmasın
minik ufo
eskiye olan sevgim, ilgim eskileri seven biri olmam nelerin delaleti olabilir, bir çok satır yazı çıkabilir.
of be kardeşim, sörfün bokunu çıkarmışsın sen ama, o arkadan gelen ses bitirir adamı, düştüğünü düşünemiyorum çamaşır makinesi olayını yaşamış biri olarak, çok büyük korku çok.
bazen bazı karekterlerin gerçek olmasını yürekten istiyorum
çok isteyince de böyle şeyler yapıyorum, zararsız ama.
evet bu doğru. şöyle tam günen batarken, sevdiceğim, ben, arkadaşlarım.. tadından yenmez bir sahne olurdu, işim gücüm artislik ben napıyım. arkamız kumsala, yüzümüz okyanusa dönmüş, akşam güneşi vurmuş tatlı tatlı, popomuz sorf tahtasında, elimiz suda, ayaklarımız bir penguen gibi sallanmakta. çok şahane çok!
Pazartesi, Ağustos 29, 2011
bazı ikilemler olabilir
audrey , adınla, saçınla, başınla, duruşunla %100 güzellikle bir insanmışsın sen.. karate kid'le hiçbir ilgin yok ama o da güzel insan
haydaaaaa
karate kid'de güzel insan. gururlu mücadelesiyle hepimize ilham verdi. çocukken mahallenin horozlanan diğer çocuklarına karşı kendi gururlu savaşımızı yürüttük sayesinde, gizli gizli kartal vuruşu denemeleri, tek ayak üzerinde, yapıldı bunlar.. ralp maçiço büyüyünce neredeyse ashton olabilirmiş, ama olmamış. çocukluğumuzun aşkı olarak kaldı, bay miyagi hiç sinirlenmez ama fena pataklardı. daniel 'e göre elisabeth shue resmen abla kaçmış ama, olacak iş değil, miyagi'nin tam adı Kesuke Miyagi idi.
kartal vuruşu dedikleri...
bi sen ,bi de gençlik yılları'ndan kevın (cine 5verirdi) ilkokul yıllarımın motivasyon unsurları..
Pazartesi, Ağustos 15, 2011
adı küçük prens
Ben bir gezegen bilirim, içinde al yanaklı bir bay oturur. Ömründe bir çiçek koklamamış, bir yıldıza bakmamıştır. Hiç, hiç kimseyi sevmemiştir. Yalnız toplamalar yapar. O da senin gibi sabahtan akşama kadar: " Ben ciddi bir adamım, ciddi bir adamım" der durur. Çok da övünür. Ama adam değil ki o, mantardır...(antoine de saint-exupery)
Küçük prensi yeniden okudum, hatta yeniden ve yeniden okumaya da kendime söz verdim. Büyüklere ağzının payını en sıkı şekilde veren en sıkı çocuk kitabı, çocuk kitabı değil diyenlere de bozuluyorum, bal gibi çocuk kitabı, zaten o yüzden çok güzel.
(şöyle de deniliyor : ..ama gözler gercegi göremez ki.. Yüregiyle aramali insan.. )
Küçük prensi yeniden okudum, hatta yeniden ve yeniden okumaya da kendime söz verdim. Büyüklere ağzının payını en sıkı şekilde veren en sıkı çocuk kitabı, çocuk kitabı değil diyenlere de bozuluyorum, bal gibi çocuk kitabı, zaten o yüzden çok güzel.
Perşembe, Temmuz 14, 2011
dalek don dalek
buna varım
hüzünlü foto bence maykılın
gandalf çok bilgesin ama sinsisin, o kadar bilgi, cinfikirlik nerden geliyo ki
çucuklaruymış
mis gibi yenir
işte hayatınız
creepy snow ball demişler, bence çok şahaneler
yaktınız canım kadını, pis erkekler!
bu çocuk annesini kesmişti, teeee ne zaman
arjantine uçak bileti baktık, olacak iş değil, seyehat etme özgürlüğümüz engellenemez
negzüzeal ( harfleri karıştırdım ama yine de ne güzel diye okudunuz di mi ? hehe..aman ne marifet!)
bu kadın çok matrakmış, hem güzel hem matrak, maşallah
vay anasını sayın seyirciler
sevimliler
anaaaam, korktum
fenerbahçe parkı. meselaa :)
böyle kilolu ablaların böle gotik kıyafetler giyme, böyle memelerini sıkıştıran şeylerle dolanma, böyle saçlarını dudaklarını siyaha boyama şeyleri var. bence.. ama güzel kıyafet
kedi, daktilo, ütülü pantelon, siyah beyaz, marlon ve brando
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








































