Cuma, Haziran 15, 2007

PRAHA

Bundan iki hafta önce Hatice ve ben Prag yollarına düştük. 1 yıldır Prag Prag diye sayıklayıp neden illa ki Prag diye tutturduğumuzu bilmeden.. Neden? Çünkü 3 günde gezilebilecek, tadına varılabilecek tek yer orası gibi gelmişti. Yoksa mazallah İtalya'ya felan gitseydik, ağlayarak geri dönerdim... Hani elimize sağlık yine de çok eğlendik.. Önce bankadan izin alma faslı vardı, sonra da pasaport işlemleri.. İşte bu noktada anladım Hatice'nin şanssız bi insan olduğunu... Şöyle ki, Hatice yıllardır geçersiz nüfus cüzdanı ile gezmiş.. Bunu da yüzümüze vuran Kuşadası İlçe Emniyet Müdürlüğü'ndeki filmelere layık, suratsız, despot çok fena bir kadın memurdu.. O kadar korktum ki kadından, formu doldururken ellerim titredi resmen...Neyse bi şekilde aldık pasaportları, yolladık tur şirketine... Biz perşembe akşamı gitmeyi beklerken, çarşamba gideceğimizi söylediler... Bi gün daha uzamıştı tatilimiz, biz o an buna müthiş sevinirken, gelecekteki ben ve Hatice 'nin bundan pek hoşlanmayacaklarını bilmiyorduk....Yani zaten, gidersin gidemezsin inadına binmiş bi Prag seyehatinin bir gün erken olması çok da önemli değildi galiba bizim için... Hala gittiğimize inanamayarak havaalanına geldik....Pasaport kontrolümüzü yaparken, Hatice'nin yine damga problemi çıktı, ayrıca soyadını da Uludaglı yerine ULUGAGLI yazmışlardı ve bu hakkaten de ne kadar şanssızlıktı.. Bi an korktuk, kalıyoruz diye ama bi problem çıkmadı neyse ki...Hemen kendimizi İzmir Adnan Menderes Havalanındaki Duty Free'ye attık, bi sürü şey beğendik ama, nası olsa Prag'ta da gireriz ,-ki ne kadar da yanılmışız- paramızı hemen harcamamaya karar verdik.. Uçağa bindik, şöyle tura katılan insanlara bi gözattık.. Ama herkes mi vasat olurdu yani... Çok fazla takmadık, yolculuğa başladık, saat 22:30'du..Sakin denilebilecek bi uçuştan sonra Prag havaalanına indik.. Avrupa Birliği üyesi olan ve yılda 40 milyon turist ağırlayan bi kente göre havaalanları vasattı.. Sonra da otobüslerle bizi kalacağımız otele götürdüler..Kalacağımız oteli ben Movenpick zannederken biz Olympic Four Star diye biyerde kaldık. Oldukça kötü bi oteldi... İlk gece haliyle kendimizi dinlendirmek adına yattık ve uyuduk.. Ertesi gün bizi Prag kalesine ve St. Vitus Katedrali'ne götürdüler... Herşey çok tarih ve herşey çok fazla karanlıktı... Ordan benim aşık olacağım köprü Charles Köprüsü.... Vlata nehrinin üzerinde tamamen taştan yapılmış ve her iki yanında da muhteşem heykellerin olduğu Jan Parler adında bi mimarın yaptığı köprü... Bıraksanız beni orda, bi aşağı bi yukarı yürürdüm gün boyu.... Köprünün üzerinde fotograf ve resim satan satıcılarla, sokak müzisyenleri var ve çok kalabalık.. Akşam olsa da eğlenmeye gitsek derken, bu Çek insanların ne kadar da kaba olduğunu yavaş yavaş öğrenmeye başlamıştık... Herkes suratsız ve alaycıydı.. Ayrıca sokaklar çok kötü kokuyordu... Restorantların olduğu heryer o kadar iğrenç kokuyodu ki, dayanılmazdı yani...Biz aramızda çok eğleniyoduk o ayrı, tur otobüsünün en şımarık iki yolcusuyduk. Akşam Çek gecesine götürdüler bizi.. Orda da çok eğlendik, kendimizi sahnelere attık, herkes bize alkış tuttu, Hatice bütün turist ve yaşlı kadınlarla dansetmek zorunda kaldı mesela... Akşam dışarı çıktık.. İlk gittiğimiz yer, Miş Maş diye bi yerdi.. Sanırım girerken kişi başı 200 kron verdik ve gayet gereksiz bi yerdi.. Prag'ta işsizlik oranı sıfıra yakınmış.. Bunu gördük çünkü, zaten her gece klubünde dans eden bi kız ya da bi erkek var.. Ordan çıktık başka bi yere, ordan başka bi yere derken, eğlenemediğimizi farkettik. Hele Karlovy Lazne adlı 5 katlı ve 5 katında da ayrı müzik olan yer tam bi faciaydı.... Bi de girmek için sokakta sıraya falan girdik.. Zorlama bi kaç danstan sonra, bazı turistlerin tepemize çıkma ve ayyaş dana gibi bi kızın bizi sigarasıyla yakma girişimlerinden sonra ordan kaçtık.. Evet resmen kaçtık.. Hani öyle Çek güzeli felan da görmedik yani.. Bi tek en son akşam gittiğimiz yerde dans eden kız fena diildi ve tabii ki Gold Finger... Size Gold Finger'dan bahsetmek isterdim ama ne kadar az kişi bilirse o kadar iyi diye düşünüyorum!!! Hani bu kadar mı güzel ve çıplak kız birarada olur ve bu kadar mı erkekler kendilerinden geçer.. Anlaşılacağı üzere Prag'ın ünlü striptiz kulüplerinden biri Gold Finger.. Fazla anlatmaya gerek yok, herşey ışık düzeni yüzünden di mi Hatice? o yüzden o kadar güzel görünüyodu kızlar.. Neyse ki biz coca colamızı içip, kazasız belasız kalktık.. Hatta Çek Cumhuriyetinin en kibar insanları ordaydı diyebilirim.. Ne kadar kaba, ne kadar iğrenç insanları vardı bu ülkenin.. Mc Donald's maceramızı anlatmak bile istemiyorum. Koca Prag'ta Burger Kıng bulamadık, hatta yerini soracak insan bile bulamadık.. Çünkü insanlar bişey sormak istediğinizi söylediğinizde hayır diye yanıt veriyolar. Ben Türk Milletinin gözünü seveyim, bizim gibi millet yok onu anladım... Herkes mi salak olur ve herkes terbiyesiz.. Bunlar aile terbiyesi almamış, acaip düz insanlar işte.. Okuma yazma oranı %99 'muş ama insanlık namına bişeyden haberleri yok bunların... Tatil boyunca, Mc Donald's menajerinden, ben onun elemanını ona şikayet ederken benim de ingilizce konuşamadığım hakaretine, yaşlı ve çirkin bi Çek teyzenin süper markette aldığımız ekmeği , geri yerine bıraktım diye Çekçe hakaretlerine, yolda bişey sorduğumuz insanlardan denyo cevaplar almalara maruz kaldık..Ve evet her insanın bi dayanma sınırı var, bir banka oturup gözümüzden bi damla yaş da akmadı diil... En son gün Staramesta Nameski meydanında, etraf turist kaynarken düşmemizle Prag seyehati eğlencemizin dibine vurduk tabiri caizse.... Dirseğimde bir de yara izi bırakarak.. Bi daha gider miyim? Tabii ki hayır. Ama iyi ki de gitmişim..Bu arada Duty Free'den Türkiye'den dönerken alışveriş yapmadığımıza çok pişman olduk demiştim ya, çünkü gerizekalı Prag havaalanında Duty Free kapalıydı.. 2000 kronun üzerinde alışveriş yaptığımız için Tax Free hakkımız olduğunu söylediler ama Tax Free ofisi de kapalıydı ve tahmin edin, yine yardımcı olan yoktu.. Ha artık içki içmeden duramıyoruz o da ayrı, Becherevko ve Absinth en ünlü içkileri.. İkisi de güzel ve yakıcı :) Sinir olduğunuz insanlara ise Prag seyahatinde tavsiye edebileceğiniz şeyler de bizden;
- Prag'a giderken sakın Türkiye'deki Duty Free ye girme, çünkü Prag havaalanındaki 24 saat açık..
-Mutlaka domuz sosislerinden ye, mükemmel.
-Olympic Four Star'dan başka otele gitme, süper bi otel.
-Taksiye binme, metroyla her yer çok yakın.
-Trafikte kırmızı da falan geçebilirsin, kimse kornaya basmıyo..
-Çok kolay arkadaş edinirsin, insanları çok cana yakın.
-Kronlarını dönerken Eur yapmana gerek yok, havalanında 24 saat açık döviz bürosu var.
-Mutlaka Karlovy Lazne'ye git ve ne pahasına olursa olsun orda dans et...
Not: (Yazıda geçen yabancı mahiyetteki isimler, tamamen rehberimiz Arda'nın anlattığı şekilde aklımda kaldığıdan gerçeği yansıtmayabilir.. burda da güzel Prag fotografları...)

7 yorum:

Volken_E dedi ki...

işte tam bir blog ustası çitonun elinden kaleminden klavyesinden beyninden çıkmış müthiş bir yazı daha...her zaman derim sen istek üzerine yazı yazmalısın.Bu kadar iii olur Nokta

ismimiz ve dedi ki...

Çok teşekkür ederim, sizi burda görmek ne kadar da güzel ayrıca :)

indianropetrick dedi ki...

- karlovy vary'ye gidin. özellikle kışın muhteşem!
- soğuk ama istanbul gibi değil. böyle gömlekle bile dolaşabilirsin! (bu çok adice oldu:)
- kesinlikle bu kurban bayramında gitmelisin. hiç türk yok.

lakin kış ortası olmasına rağmen sevdik biz. agharta'da şimdiye kadar dinlediğim en güzel caz konserlerinden birini izledim. provaznicka sokağındaki provaznice ise kendimizi hemen oralı ilan edebileceğimiz kadar sıcakkanlı insanlarla doluydu. ha bütün tur ahalisi kaba çek halkından bahsediyordu fakat bir iki şey dışında önemli bir kabalık yaşamadık. şanslıydık sanırım.

not: sen yazmaya devam et. insan böyle internette dönerken de rastlıyor okuyor.:)

kialetto dedi ki...

karlov vary hakikaten güzeldi, bahardı tabi ben gittiğimde ama kışın da tadı başkadır mutlaka...herşeye rağmen iyiydi canım, tüm olumsuzluklara rağmen..indianropetrick yorum kattığın için teşekkürler,,,seni görmek beni sevindirdi, şan fıstığı armağınını unutmadım :)

Adsız dedi ki...

YANI BEN AÇIKÇASI YAZINI PEK DOĞRU BULMADIM.ÇÜNKÜ SEN PRAG'DAKİ GÜNLÜK YAŞAMIN İÇİNE PEK GİRMRMİŞSİN SANIRIM ÇÜNKÜ BEN PRAG'A O KADAR ÇOK GİTTİM Kİ GINA GELDİ VE DE ÇEK İNSANLARI ASLINDA ÇOK CANAYAKIN İNSANLARDIR.SANA DENKGELMİŞ ANLAYACAĞIN O KÖTÜ İNSANLAR ANLŞILAN.AMA AÇIKÇASI ÇEK CUMHURİYETİ HAKKATEN ÇOK GÜZELDİR.GİDECEK OLANLARA HEMEN SÖYLİYİM EĞER Kİ Ç.CUMHURİYETİNE GİDECEK OLURSANIZ YANINIZDA EN AZ 5.000 KORUNA(ÇEK KRONU=ÇEK PARABİRİMİ) İLE GİDİN HEM ORADA HERŞEY ÇOK PAHALI HEMDE BİR YTL=13 KORUNA!

Adsız dedi ki...

VALLA AÇIKÇASI BEN SENİN YAZINI PEK DOĞRU BULMADIM ÇÜNKÜ ÇEK İNSANLARI ASLINDA ÇOK CANAYAKIN İNSANLARDIR.SEN GÜNLÜK HAYATIN İÇİNE GİRMRMİŞSİN SANIRIM.SANADA HERALDE BİKAÇ TANE SİNİRLİ ÇEKTEN BİKAÇI GELMİŞTİR(YANİ ÇOKK ŞANSSIZSINNN)O YÜZDENNN BLOGUNU (PEK) BEĞENMEDİM

Adsız dedi ki...

Ben 5 aydır çek cumhuriyetinde yaşıyorum ve yazını okuduktan sonra acaba ben şizofren falanmı oldum diye düşünmeye başladım. Burada yaşamamış olsam bu yazıdan sonra kesinlikle Çeke gitmeyi düşünmezdim. Buradaki halkın kaba olduğunu kesinlikle düşünmüyorum, ha çok aptallar o ayrı. Kızları yolda yürürken gülümseyip hatta selam bile veriyorlar.