Pazar, Ağustos 26, 2007

Entropi

Bu kelime bilgi dağarcığıma yeni giren bi kelime.. Anlamı bir sistem içerisindeki düzensizliğin ölçüsü...Hani bu kavram ile ilgili bişeyler okudukça tüm yazılan çizilen şeylerin, evrendeki düzenin ya da düzensizliğin, entropiye olan bağımlılığına çıktığını anladım...Öncelikle evrendeki düzeni anlamak için Termodinamiğin 2.kanunu bilmek gerekiyormuş. Şimdi benim için sorun; Termodinamiğin tam anlamı neydi, (hani belki bu kelime de volatilite gibi bi çok anlama gelebilirdi) ve Termodinamiğin 1.kanunu neydi ki ben 2.den başlıyodum?? İşte buna bayılıyorum, hiçbişey bilmediğin bişey hakkında bişey öğrenirken bir sürü bilinmeyen şey ortaya çıkıyor, sonra sen, yani ben onların peşinden gidiyorum... Ordan oraya, guzel gercekten de... Neyse, gördüm ki Termodinamiği araştırmak o kadar da kolay bişey değilmiş, daha doğrusu anlamak... Basit bi anlatımla madde ve enerji alışverişi ile ilgilenen bir bilim dalı.. Fotografı duzgun Sadi Carnot adında bir bilim adamı bu bilimin 1800'lü yıllarından bu yana kurucusu olarak biliniyormuş.. Benimse bu kavramı, bilindiğinden bu yana yaklaşık 200 yıl sonra öğrenmem biraz garip tabii...Ama şöyle bir tanım var ki, beni benden aldı diyebilirim. Şöyle ki: ''termodinamiğin ana kavramlarından biri "quasi-statik" (yarı-durağan) adı verilen, idealize edilmiş "sonsuz yavaşlıkta" olaylardır.'' Yani şu fizikte ya da kimya da kullanılan terimlere bayılıyorum.. İdeal gaz yasası, NŞA, yarı-durağan,sonsuz yavaşlık, akışkan mekaniği,mutlak sıfır, akım kapasitörü :)....vs...Konumuza dönersek; Termodinamik ve entropi doğrudan bağlantılıymış...Şöyle ki; Termodinamiğin üç yasası var.. İkincisi de entropi ile ilgili olanı...Entropi işin içinde olunca tersinebilir kavramı da karşımıza çıkıyor... Buna örneklerden biri de, mutfaktaki tezgahın üzerinde bulunan bir yumurtanın yere düşüp kırılmasıdır, denmiş... Başlangıçta karmaşık bir yapı içerisinde ‘derli toplu ve düzenli’ olan bir atom ve moleküller kümesi, sonuçta ‘paramparça ve darmadağınık’ bir hal alır. Düzensizlik artışıyla sonuçlanan bu olay da keza, ‘tersinmez’ bir süreç oluşturur. Çünkü kırık bir yumurtanın kendiliğinden derlenip toparlanarak eski haline geldiği görülmemiştir..deniliyor....Basitçe bir anlatımda ise; Spor yapmak için bir parkta 100 metrelik bir koşu yapıldığını, 100 metrenin sonunda yorulup koşamayacak hale gelindiğini ve bir yere oturulduğu düşünülecek olursa, koşarken harcanmış olan ve bir daha kazanılamayacak enerjiye entropi deniyor.. Entropi arttıkça düzen bozuluyor, azaldıkça da düzen geliyor moleküllere... Kapalı sistemlerde entropi daima artıyor, dünya kapalı bir sistem olmadığı için sürekliliği yok, çünkü dünya güneşten sürekli enerji alıyor.. ama entropi artışından etkilendiği de ayrı bir gerçek. Yani tersinmez diil :) Evrenin sadece bir parçası olan dünyamızı ele alacak olursak, biz yeryüzündeki, petrol ve kömür gibi enerji kaynaklarını tükettikçe, dünyamızdaki ‘iş yapabilecek enerji’ azalıyor ve bu kullanım süreçleri, toplam entropiyi arttırıyor. Gerçi bu kaynakların; güneşin ışınları aracılığıyla dünyamıza sağladığı enerji sayesinde çeşitli bitki ve hayvan kalıntılarından daha önce nasıl oluşmuşlarsa, yeniden oluşmaları mümkün. Fakat bu, milyonlarca yıl alan uzun bir süreç. .Evren genelinde ise, ‘dışarıdan’ bir enerji kaynağı olmadığı için, yeni enerji kaynaklarının oluşması imkansız. Dolayısıyla, entropi artışına paralel olarak; toplam enerji azalmıyor, fakat ‘iş yapabilecek’ enerji azalıyor. Entropi artışı, tersinmez olaylara eşlik ettiği için, beraberinde daha kararlı durumlar getiriyor. İlk patlamadan kaynaklanmış olup da, bugün tüm evrene yayılmış bulunan ‘mikrodalga ışınımı’ bunun bir örneği. Ancak evrenin genişliyor olması, entropinin maksimuma ulaşacağı ‘en kararlı’ hali, yani ölüm halini geciktiriyor.(KAYNAK :www.biltek.tubitak.gov.tr) Az önce Efes Cup finalinde Türkiye Hırvatistan'a 1o sayı farkla yenildi.. Bu da tersinmez bi olay işte...O maçı izleyen seyircilerin hepsi birde ağlasaydı, salondaki tüm entropi artmış olucaktı.. Gözyaşları moleküllerine ayrılıp yanaklara, burunlardan sümükler düzensiz bi şekilde oraya buraya saçılacaktı... Bu gözyaşı ve sümükler orada uçuşması muhtemel sineklerin işine yarıyacak ve onların dünyasındaki entropiyi de azaltıcaktı... Bu maçın da böylelikle fiziksel bir kavramla ölçülebilidiğini anlamış olduk... Bu nasıl yazdığımı bilemediğim yazıyı , nerde ve kimin söylediğini bilmediğim ama hoşuma giden bir cümle ile bitirmek istiyorum artık : ''Sütü döktüğünüze üzülmeyin, doğanın bütün güçleri size karşıydı''